Bu sabah pırıl pırıl bir Atina sabahına uyandık. Bir haftadır geçmeyen soğuk algınlığıma rağmen sıcacık havayı ve gülümseyen güneşi görmek çok iyi geldi doğrusu… Baharın ve yazın müjdecisi bu güzel havaya yakışır bir yazı yazmak istedim bugün. Hoş şırıl şırıl akan burnum ve hiç kesilmeyen öksürüğümle yaz moduna girmem zor olsa da en azından bugün kemiklerimin ağrımıyor olması bile motive etmeye yetiyor beni sıcak yaz günlerinin hayalleri için…
Geçen yaz başında çok yakın bir arkadaşımın düğünü için İstanbul’a gidip sadece 5 gün kalarak geri dönünce çok kısa süren bu seyahatinin, memleket özlemimi yeterince gidermemiş olması sebebi ile çok üzülmüştüm. Bunun üzerine Yorgomou bana süpriz yaparak alelacele bir Santorini programı hazırlamış ve Hazıran sonunda 1 haftalık bir tatil için cennet ada Santorini’ye gitmiştik.
Atina’dan (Pıreas lımanı) 8 saatlik gemi yolculuğu yaparak vardığımız Santorini adasının Atinios limanından Thira’daki merkez otogarına giderken hakkında yüzlerce fotoğraf görüp onlarca şey okuduğum bu adanın bendeki ilk intibasının hayal kırıklığı olduğunu söylemelıyım. Çünkü google’dan Santorini yazarak arattığınızda karşınıza çıkan görsellerin neredeyse %90’ı adanın en güzel mevkii olan Oia ( İa diye okunuyor) ya da Thira (fira diye okunuyor) ya ait olduğunu anladım. Çünkü Thira köyüne varmadan önce yollarda gördüğüm çarpık binalar, bitmemiş inşaatlar ve geniş bozkırlar kafamdaki Santorini görselleri ile hiç uyuşmuyordu. Neyseki Thira’ya varınca kartpostallardaki Santorini’yle nihayet karşılaştık.
Biz Thira’dan kalacağımız yer olan Perissia köyüne geçtik hemen. Oia ve Thira gece hayatının daha canlı olduğu yerleşim alanları ancak bizim gibi hem sakin bir tatil geçirmek hem de eşsiz kumsallarda bol bol denize girmek isteyenler için Kamari veya Perissia köyleri daha uygun. Yorgomou’nun internetten bulup ayarladığı Anastasia Princess Hotel ise mimarisi, tarzı ve misafirferverliği ile şimdiye kadar Yunan adalarında konakladığım en iyi, küçük otel işletmesiydi diyebilirim.
İlk bir iki gün güneşin ve denizin tadını çıkardıktan sonra başladık Santorini’yi turlamaya. Önce Perissia’dan ayarladığımız bir deniz turu ile adanın çevresini, volkanik oluşumları, beyaz ve kırmızı kumsalı dolaştık. Sonra Thira’nın eski limanına varıp (şu an sadece yurtdışından gelen cruıse turlar bu limana uğruyorlar) oradan merdivenlerle şehir merkezine tırmandık. İsterseniz bu tırmanış için eşşek de kiralayabiliyorsunuz ama biz tercih etmedik. Thira köyü çok güzel bir yerleşim alanı, kırmızı sardunyalarla dolu bahçeler, pembe begonvilli sokaklar ve beyaz badanalı, mavı pancurlu binalar size rüyalar ülkesindeymişsiniz gibi hissettiriyor adeta. Ancak asıl hava kararıp da akşam alacası çökmeye başlayınca Thira sokakları da canlanmaya başlıyor…
Ertesi gün yine Perissia kumsallarında denize girip dinlendikten sonra bu kez de Oia’yı gezmek için düştük yollara. Bana göre Thira gerçekten çok güzel ancak Oia muhteşem. Volkanik adanın kayalıklarının üzerine kat kat inşa edilmiş bu köy Santorini’yi Santorini yapan yer olsa gerek. Öyle bir yer ki her köşe başını objektife almak istiyorsunuz. Hatta benim bu isteğim yüzünden gün boyu oradan oraya koşturmam sonucu güneş çarpmasına maruz kalıp hastalanarak apar topar otele dönmek zorunda kalmamız ve dünyaca ünlü gün batımını izleyememiş olmamız da içimde hala uktedir. Oysa daha ilk günden otel sahibi bizi uyarmıştı, Santorini’de her daim esen rüzgar insanı aldatır ve farkında olmadan güneş altında çok kalırsınız demişti ama gel gör ki uyarılara kulak asmadan kendi bildiğini okumanın cezasını sonraki günlerde çektim.
Bu arada Perissia’da tavernaların diğer köylere nazaran çok daha ucuz olduğunu, yemeklerin de gayet lezzetli olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Genelde fix menü şeklinde hizmet eden tavernalarda ortalama bir ana yemek ( ben genelde kotopoulo suflakı yanı tavuk şiş tercih ettim) bir greek salata, tatlı ve bir bardak içki ya da kola kişi başı 12 euro civarında idi. Genelde tek başına bir ana yemeğin ortalama 10 - 20 euro arasında olduğunu düşünecek olursak bu fiyatlar oldukça uygun geldi bana.
Öksürüğümün iyice arttiğı şu an Santorini günlerine dönmek ne kadar iyi gelse de, biraz yatıp dinlensem iyi olacak sanırım. Sıcak yaz günlerinin bir an önce gelmesini diliyor ve gözlerimi kapatıp Santorini tatilimize düşlerimde geri dönüyorum bu kez de….